Yeni yönetim anlayışımızda
kimse dışarıda kalmayacak
Dinle, birlikte çalış, takip et, hesap ver. Bu bir seçim vaadi değil, sürekli işleyen çalışma biçimimiz.
Facebook'ta görÖn seçime -- gün
Mesleğim, Çankaya ile bağım ve partideki geçmişim.
Ercan Başal 1971 yılında Yozgat'ta doğdu; ilk ve orta öğrenimini Rize ve Kırşehir'de tamamladı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden mezun oldu. Kariyerine bankacılık sektöründe dış ticaret yetkilisi olarak başladı, ticari portföy yönetmenliğine kadar yükseldi; ardından alanını psikolojiye çevirdi ve bugün özel bir merkezde psikolog olarak hizmet veriyor.
Yaklaşık 40 yıldır Çankaya'da yaşıyor. 2010-2023 yılları arasında Çankaya Belediyesi Çocuk Gündüz Bakımevleri'nde psikolog olarak görev yaptı: çocuklara psikolojik destek verdi, kreş öğretmenleri ve ebeveynlerle danışmanlık çalışmaları yürüttü, Çankaya Evleri'nde seminerler verdi. Çankaya'yı sahadan, kurumun içinden tanıyor.
2010'dan bu yana Parti Okulu Eğitmeni; Ankara İl Eğitim Kurulu üyeliği, Çankaya İlçe Eğitim Kurulu Başkanlığı ve ilçe sekreterlikleri yürüttü. Türk Psikologlar Derneği Genel Merkez Yönetim Kurulu'nda, ODTÜ Mezunları Derneği'nde yönetim kurulu üyesi ve II. Başkan olarak görev aldı; BASİSEN ve GENEL-İŞ'te işyeri temsilciliği yaptı.
Otuz yılı aşkın meslek, sendika ve sivil toplum deneyimini şimdi tek bir işe yöneltiyor: Çankaya'da demokratik, güçlü bir örgüt kurmak.
Neden Yeni Parti, neden bu mücadele.
Hepimiz çok ağır, çok öğretici ve kolay unutulmayacak bir süreçten geçtik. Butlancılara karşı partimizi savunmak için gece gündüz nöbet tuttuk, omuz omuza mücadele ettik; partimizin iradesine, üyelerimizin hukukuna, seçilmiş Genel Başkanımızın ve yöneticilerimizin meşruiyetine sahip çıktık.
Barikatlarla karşılaştık. Polis müdahalelerine ve biber gazına maruz kaldık; bir siyasi partinin genel merkezinde yaşanmaması gereken görüntülere tanıklık ettik. Sonunda Genel Başkanımız Özgür Özel'in öncülüğünde CHP Genel Merkezi'nden Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yürüdük; yağmurun ve dolunun altında, ıslanarak, yorularak ama başımızı eğmeden. O yürüyüş yalnızca iki bina arasında değildi; bir dönemin sonundan yeni bir dönemin başlangıcına atılan adımlardı.
Yaşadıklarımız geçmişte kalmadı. AKP iktidarı yeni soruşturmalar ve müdahalelerle partimizi hedef almayı sürdürüyor; Çankaya Belediye Başkanımız, hepimizin başkanı Hüseyin Can Güner'in de aralarında bulunduğu belediye başkanlarımız tutuklanıyor, belediyelerimiz gasp ediliyor. Hani hep söyleriz: "Unutursak kanımız kurusun." Unutmayacağız.
Siyasal değerlendirmem açık: ülkemizde 2002'den bu yana Cumhuriyet'in kurumlarını, kazanımlarını ve halk egemenliği ilkesini aşındıran bir karşı devrim süreci yaşanıyor. Hukukun yerine tek kişinin iradesinin, liyakatin yerine sadakatin, kamu yararının yerine dar çevrelerin çıkarlarının geçirildiği bir düzene itiraz ediyoruz. Yolsuzluğun ve ahlaki çürümenin sorumluluğunu halkımızda aramıyorum; asıl siyasi sorumluluğu, kamu görevini hesap vermeyen bir güce dönüştüren anlayışta görüyorum. Bugün karşı olduğumuz bu siyaset anlayışının ülke çapındaki asıl üreticisi ve uygulayıcısı AKP iktidarıdır.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in ortaya koyduğu; sözün, yetkinin ve kararın doğrudan üyede olduğu yeni siyaset anlayışını Çankaya'da hayata geçirmek için adayım. Partimizde üyenin iradesini yok sayan delege ağalığına, kapalı odalarda karar alma düzenine ve kayırmacılığa karşı durmak için bu yola çıktım.
Butlancılara karşı partimizi savunurken tuttuğumuz nöbetlerin, omuz omuza verdiğimiz mücadelenin ve yaşadığımız zorlu yürüyüşlerin hafızasını asla unutmuyorum. Bu birikimi öfkeye teslim etmeden, geçmişin derslerini geleceğin umuduyla buluşturarak yürümek zorundayız.
Hemşericiliğin, akrabalığın, arkadaşlığın ve kişisel yakınlığın liyakatin önüne geçmesini kesinlikle kabul etmiyorum. Hedefim; kapısı da yönetimi de açık, eleştiriye kulak veren, şeffaf, hesap veren ve ulaşılabilir bir ilçe örgütü kurmaktır.
Yıllardır Parti Okulu eğitmeni olarak örgütümüzün farklı kademelerinde görev aldım, sendikal mücadelede emek harcadım ve Çankaya Belediyesi kreşlerinde psikolog olarak halka hizmet ettim. Sahadan ve bu mücadelelerden edindiğim deneyimi, örgütümüzün ortak aklını büyütmek için kullanmaya kararlıyım.
Üyelerimizin yaklaşık yüzde 65'i 60 yaşın üzerinde; bu, yılların mücadele ve deneyim birikimini taşıyan çok güçlü bir kadromuz olduğunu gösteriyor. Bizim görevimiz, bu kıymetli birikimi genç kuşakların fikirleri ve enerjisiyle buluşturmaktır.
Ben bir makam edinmek veya koltuğa oturmak için değil, o koltuğun hakkını vermek için adayım. Hiçbir güç odağının değil, bütün üyelerin başkanı olan; sorunları dinleyen, takip eden, çözen ve üyeleriyle birlikte düşünen bir yönetim anlayışını hayata geçirmek için adaylığımı koydum.
Adaylık konuşmamda söz verdiğim gibi: mahalle meclislerini esas alan, sorunu dinleyip kayda alan bir örgüt kuracağız.
Çankaya; eğitim düzeyi yüksek, üniversiteleriyle, okullarıyla, kültür ve sanat yaşamıyla güçlü bir aydınlanma birikimi taşıyan bir ilçe. Elbette Çankaya tek sesli değil: farklı mahalleleri, hayatları ve görüşleri var. Bu çeşitlilik, birlikte düşünmenin ve ortak aklı kurmanın gücüdür.
Çankaya'nın 124 mahallesinin her biri farklı bir gündeme, farklı bir ihtiyaca sahip. İlçe başkanlarının ve genel başkanın doğrudan üyelerin iradesiyle belirlendiği; mahalle meclislerini ve üyelerin karar süreçlerine doğrudan katılımını esas alan bir yapı kuracağız.
Bu, mahallede yaşanan sorunların yalnızca dinlendiği değil, kayda alındığı bir düzen demek. Üyelerimizi, meslek örgütlerini, demokratik kitle örgütlerini, muhtarlarımızı ve konuyla ilgili uzmanları çözüm çalışmalarına katacağız.
Bu bir seçim vaadi değil, adaylık konuşmamda söz verdiğim, sürekli işleyen çalışma biçimimiz.
Mahallede yaşanan sorunları yalnızca duymayacağız, kayda alacağız. Bunu örgütün hafızası haline getireceğiz.
Üyelerle, meslek örgütleriyle, demokratik kitle örgütleriyle, muhtarlarla ve uzmanlarla birlikte çözüm üreteceğiz.
Önerileri belediye meclis üyelerine ve partinin yetkili organlarına taşıyacağız, sonucunu izleyeceğiz.
Yaptığımız girişimlerin sonucunu üyelerimizle ve kamuoyuyla dürüstçe paylaşacağız.
Çalışma takvimini ve önceliklerimizi kapalı kapılar ardında değil, üyelerin katılımıyla ve mahalle meclisleriyle birlikte belirleyeceğiz.
Çankaya İlçe Başkanlığı adaylığımı açıkladığım konuşmanın tam metni.
Değerli yol arkadaşlarım,
Değerli Ankaralılar,
Yeni Parti'nin değerli üyeleri,
hepiniz hoş geldiniz.
Bugün sizleri buraya yalnızca bir adaylığı duyurmak için davet etmedim. Yeni Parti Çankaya İlçe Başkanlığına adaylığımı bir kez de sizlerin huzurunda ilan ederken, bu günlere nereden geldiğimizi unutmadan nereye yürümek istediğimizi anlatmak için toplanmamızı istedim.
Çünkü hepimiz çok ağır, çok öğretici ve kolay unutulmayacak bir sürecin içinden geçtik.
Butlancılara karşı partimizi savunmak için gece gündüz nöbetler tuttuk. Omuz omuza mücadele ettik. Partimizin iradesine, üyelerimizin hukukuna, seçilmiş Genel Başkanımızın ve yöneticilerimizin meşruiyetine sahip çıktık.
Barikatlarla karşılaştık. Polis müdahalelerine ve biber gazına maruz kaldık. Bir siyasi partinin genel merkezinde yaşanmaması gereken görüntülere tanıklık ettik.
Sonunda Genel Başkanımız Özgür Özel'in öncülüğünde CHP Genel Merkezi'nden Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yürüdük. Yağmurun ve dolunun altında yürüdük. Islanarak, yorularak ama başımızı eğmeden yürüdük.
O yürüyüş yalnızca iki bina arasındaki bir yürüyüş değildi. Bir dönemin sona erişinden yeni bir dönemin başlangıcına doğru atılan adımlardı.
Evet, bugün yeni bir başlangıcın içindeyiz. Ama yeni bir başlangıç yapmak, geçmişi silmek demek değildir. Yeni bir parti kurmak, yaşadığımız acıları, hüzünleri, hayal kırıklıklarını ve uğradığımız haksızlıkları unutmak anlamına gelmez.
Yaşadıklarımız geçmişte kalmadı. AKP iktidarı yeni soruşturmalar ve müdahalelerle partimizi hedef almayı sürdürüyor. Çankaya Belediye Başkanımız, hepimizin başkanı Hüseyin Can Güner'in de aralarında bulunduğu belediye başkanlarımız tutuklanıyor; belediyelerimiz gasp ediliyor.
Hani hep söyleriz:
"Unutursak kanımız kurusun."
Unutmayacağız.
Çünkü hafızasını kaybeden bir siyasal hareket, yönünü de kaybeder.
Ama yalnızca acılarımızı hatırlayarak da yol alamayız. Hafızamızı öfkeye teslim etmeden; yaşadıklarımızdan ders çıkararak, geçmişin birikimini geleceğin umuduyla buluşturarak yürümek zorundayız.
Biz Yeni Parti sürecine böyle başladık. Birikimimizle başladık. Hüznümüzle ve öfkemizle başladık. Ama aynı zamanda kararlılıkla, umutla, heyecanla ve büyük bir sorumluluk duygusuyla başladık.
Çünkü biz bu yola yalnızca geçmişte yaşanan bir haksızlığa tepki göstermek için çıkmadık. Halkımızın umudunu büyütmek için çıktık. Türkiye'yi adaletle, demokrasiyle, liyakatle ve halk iradesiyle yönetmek için çıktık.
CHP'den koparılarak Yeni Parti saflarında bir araya gelen bizler, aramıza yeni katılan üyelerimizle yalnızca yeni bir tabela altında buluşmadık. Yeni bir mücadele sorumluluğunu üstlendik.
Bu mücadelenin asıl muhatabını da asla gözden kaçırmamalıyız. Biz, Türkiye'nin geleceği için AKP iktidarının siyaset anlayışına ve tek adam rejimine karşı mücadele eden insanlarız.
Benim siyasal değerlendirmem açıktır: Ülkemizde 2002'den bu yana Cumhuriyet'in kurumlarını, kazanımlarını ve halk egemenliği ilkesini aşındıran bir karşı devrim süreci yaşanıyor.
Hukukun yerine tek kişinin iradesinin, liyakatin yerine sadakatin, kamu yararının yerine dar çevrelerin çıkarlarının geçirildiği bir düzene itiraz ediyoruz.
Ülkemizin ortak kaynaklarının talan edilmesine; milyonlarca insanımız yoksullukla, geçim sıkıntısıyla, hatta açlıkla mücadele ederken kamusal gücün halkın ihtiyaçları için kullanılmamasına itiraz ediyoruz.
Yolsuzluğun ve ahlaki çürümenin sorumluluğunu halkımızda aramıyorum. Bunun asıl siyasi sorumluluğunu, kamu görevini hesap vermeyen bir güce dönüştüren anlayışta görüyorum.
Bugün karşı olduğumuz eski siyaset anlayışının ülke çapındaki asıl üreticisi ve uygulayıcısı AKP iktidarıdır.
Ama acı olan şu ki bu siyaset anlayışı yalnızca iktidar partisinin içinde kalmadı. Başka siyasi partilerin içine, başka örgütlerin çalışma tarzına da yayıldı.
Yıllarca "yol arkadaşımız" dediğimiz birçok kişinin de üyeyi kararın dışında bırakan, makamı kişisel güce dönüştüren, kişisel yakınlığı liyakatin önüne geçiren bu yöntemleri benimsediğini gördük.
Bunu söylemek kolay değil. Ama susarsak yaşadıklarımızdan hiçbir ders çıkarmamış oluruz.
Ülkemizi AKP iktidarından ve tek adam rejiminden kurtarmaya çalışırken, aynı yozlaşmış siyaset anlayışını kendi içimizde sürdürenlerle de mücadele etmek zorundayız.
Çünkü kendi örgütünde üyenin iradesini yok sayan bir siyaset, ülkeye halk egemenliği getiremez. Kendi örgütünde kayırmacılığa göz yuman bir yönetim, ülkeye liyakat vaat edemez. Kendi kararlarının hesabını vermeyen bir yönetici, iktidardan şeffaflık isteyemez.
Yeni Parti'de bu kirli ve yozlaşmış siyaset anlayışının var olmasına, kök salmasına ve yönetim tarzına dönüşmesine asla izin veremeyiz.
Eğer geçmişte eleştirdiğimiz yöntemleri burada yeniden üretirsek yalnızca partimizin adını değiştirmiş oluruz. Biz siyasetin dilini, örgütlenme biçimini, karar alma düzenini ve yönetici anlayışını değiştirmek zorundayız.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, büyük bir cesaretle yeni bir siyaset anlayışını kamuoyuna açıkladı. Üyelerin yalnızca seçimden seçime hatırlanmadığı; sözün, yetkinin ve kararın üyede olduğu bir örgütlenme anlayışından söz etti.
İlçe başkanlarının, il başkanlarının ve genel başkanın doğrudan üyelerin iradesiyle belirleneceği bir yapı tarif etti. Mahalle meclislerini, ilçe meclislerini ve üyelerin karar süreçlerine doğrudan katılımını esas alan bir parti sözü verdi.
Şimdi bize düşen, bu sözleri alkışlamakla yetinmemek, Genel Başkanımızın ortaya koyduğu iradeye sahip çıkmaktır. Bize düşen, bu yeni siyaset anlayışını bulunduğumuz her mahallede, her ilçede ve her örgüt kademesinde hayata geçirmektir.
Çünkü yeni siyaset, yalnızca genel merkezden ilan edilerek kurulamaz.
Yeni siyaset mahallede kurulur.
Yeni siyaset, üyenin sözünün dinlendiği toplantıda kurulur.
Yeni siyaset, farklı düşünen insanların aynı masada konuşabildiği yerde kurulur.
Yeni siyaset, sorulara cevap veren, eleştiriden kaçmayan ve yaptığı işin hesabını açıklayan yönetimlerle kurulur.
Çankaya'da bu anlayışı hayata geçirmek özel bir sorumluluktur.
Çankaya; eğitim düzeyi yüksek, üniversiteleriyle, okullarıyla, kültür ve sanat yaşamıyla güçlü bir aydınlanma birikimi taşıyan bir ilçedir. Cumhuriyet'e, Mustafa Kemal Atatürk'ün açtığı çağdaşlaşma yoluna ve demokrasiye bağlı bir halk yaşıyor Çankaya'da.
Elbette Çankaya tek sesli değildir. Farklı mahalleleri, hayatları ve görüşleri vardır. Bu çeşitlilik, birlikte düşünmenin ve ortak aklı kurmanın gücüdür.
Böyle bir ilçeye, üyeyi kararların dışında bırakan ve halkın birikimini dinlemeyen bir parti örgütü yakışmaz. Çankaya'nın Cumhuriyetçi ve demokratik geleneğini yalnızca sözlerimizle anmak yetmez; örgütümüzün çalışma biçiminde yaşatmamız gerekir.
Üye yapımıza da dürüstçe bakmalıyız: Üyelerimizin yaklaşık yüzde 65'i 60 yaşın üzerinde. Bu, yılların mücadele ve deneyim birikimini taşıyan güçlü bir kadromuz olduğunu gösteriyor. Bu birikimi genç kuşakların fikirleri ve enerjisiyle buluşturmak ise hepimizin görevi.
Bizim Çankaya'da kurmak istediğimiz örgüt tam olarak budur.
Üyenin yöneticiyi aramak için aracı aramadığı bir örgüt...
Bir sorunu dile getirebilmek için kimsenin yakını olmak zorunda kalmadığı bir örgüt...
Kararların kapalı odalarda değil, üyelerin bilgisi ve katılımıyla alındığı bir örgüt...
Siyasetin birkaç kişinin mesleğine, makamına veya nüfuz alanına dönüşmediği bir örgüt...
Açıkça ifade etmek istiyorum:
Delege ağalığına dayanan bir siyaset anlayışını kabul etmiyorum. Hemşericiliğin, akrabalığın, arkadaşlığın ve kişisel yakınlığın liyakatin önüne geçmesini kabul etmiyorum.
Makamın, paranın veya nüfuzun üyelerin iradesinden daha güçlü hâle gelmesini kabul etmiyorum. Kaynağı ve hesabı açıklanmayan ilişkilerin parti örgütleri üzerinde vesayet kurmasına karşıyım.
Çünkü bir siyasi partide gerçek güç, yöneticinin çevresinden değil, üyelerin ortak iradesinden doğmalıdır.
Bir ilçe başkanı hiçbir delege grubunun, hiçbir kişisel çevrenin ve hiçbir güç odağının temsilcisi olmamalıdır. İlçe başkanı bütün üyelerin başkanı olmalıdır.
Kendisine destek verenleri yakına, farklı düşünenleri uzağa yerleştirmemelidir. Eleştireni düşman, itiraz edeni rakip, soru soranı sorun olarak görmemelidir.
İyi bir yönetici yalnızca kendisiyle aynı fikirde olanları dinlemez. Asıl yöneticilik, farklı düşünenleri aynı masada tutabilmek; çatışmayı düşmanlığa dönüştürmeden yönetebilmek ve ortak bir çalışma iradesi yaratabilmektir.
Ben mesleğim boyunca insanı dinlemeye çalıştım. Sendikal mücadelede hakların yukarıdan bağışlanmadığını; emekle, dayanışmayla ve kararlılıkla kazanıldığını gördüm.
Çankaya Belediyesi kreşlerinde çocuklara ve velilere psikolojik danışmanlık hizmeti verirken kamu hizmetinin insan yaşamındaki gerçek karşılığını gördüm. Bugün hâlen sürdürdüğüm mesleğimde insanların kendilerini ifade edebildikleri güvenli bir alanın ne kadar değerli olduğunu her gün yeniden görüyorum.
Parti Okulu eğitmeni olarak uzun yıllar boyunca örgütümüzün farklı kademelerindeki arkadaşlarımızla buluştum. Saha çalışmalarında, seçim kampanyalarında ve örgüt eğitimlerinde sorumluluk aldım.
Bu süreçlerin bana öğrettiği çok açık bir gerçek var: Bir örgütün en büyük gücü binası, makamları veya unvanları değildir. Bir örgütün gerçek gücü, kendisini o örgütün eşit ve değerli bir parçası olarak gören üyeleridir.
Ben Çankaya İlçe Başkanlığına bu inançla adayım. Bir makam edinmek için değil, bir sorumluluk üstlenmek için adayım. Koltuğa oturmak için değil, o koltuğun hakkını vermek için adayım. Çankaya'da ulaşılabilir, katılımcı, şeffaf ve hesap veren bir ilçe örgütünü hep birlikte kurabileceğimize inandığım için adayım.
Nasıl bir ilçe örgütü öneriyoruz?
Öncelikle Çankaya'nın sorunlarını düzenli olarak toplayan ve raporlayan bir ilçe örgütü öneriyoruz. Mahallelerde yaşanan sorunların yalnızca dinlendiği değil, kayda alındığı bir düzen kurmak istiyoruz.
Bu sorunların çözüm çalışmalarına üyelerimizi, meslek örgütlerini, demokratik kitle örgütlerini, muhtarlarımızı ve konuyla ilgili uzmanları katmak istiyoruz. Ortaya çıkan önerileri belediye meclis üyelerine, seçilmiş yöneticilere ve partimizin yetkili organlarına düzenli biçimde taşımak istiyoruz. Yapılan girişimlerin sonucunu üyelerimizle ve kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.
Dinleyeceğiz.
Birlikte çalışacağız.
Takip edeceğiz.
Hesap vereceğiz.
Her üyenin ilçe yönetimine ulaşabildiği açık ve izlenebilir bir iletişim düzeni kuracağız. Hiçbir üyemiz, "Sesimi duyan olmadı" dememelidir. Hiçbir öneri, eleştiri veya talep cevapsız bırakılmamalıdır.
Elbette her sorunu tek başımıza çözemeyiz. Ama her sorunu dinleyebilir, doğru yere taşıyabilir, takip edebilir ve elde edilen sonucu dürüstçe açıklayabiliriz.
Ben size her şeyi tek başına bilen bir başkan vaat etmiyorum. Ben size üyeleriyle birlikte düşünen bir başkanlık anlayışı öneriyorum. Uzmanlığa değer veren, ortak aklı örgütleyen ve sorumluluğu paylaşan ilçe başkanlığı öneriyorum.
Eleştirilmeyen bir başkan olmayı istemiyorum. Eleştiriye cevap veren, yanlış yaptığında kabul eden ve düzelten bir başkan olmak istiyorum.
Çünkü hesap vermeyen yönetici zamanla üyeden uzaklaşır. Üyeden uzaklaşan örgüt toplumdan da uzaklaşır. Toplumdan uzaklaşan bir siyasi parti ise iktidar olamaz.
Bizim hedefimiz yalnızca Çankaya'da bir ilçe seçimini kazanmak değildir. Bizim hedefimiz, Çankaya'dan başlayarak Türkiye'ye örnek olabilecek demokratik bir örgütlenme kültürü yaratmaktır.
Üye egemenliğinin yalnızca tüzükte yazan bir kavram olmadığını göstermek istiyoruz. Liyakatin, açıklığın, dayanışmanın ve ortak aklın gerçekten uygulanabileceğini göstermek istiyoruz. Yeni Parti'nin vaat ettiği yeni siyasetin Çankaya'da nasıl hayata geçirilebileceğini hep birlikte göstermek istiyoruz.
Bu görev bir kişinin başarabileceği bir görev değildir. Bu görev hepimizindir.
Geçmişimizi unutmayacağız. Ama geçmişin kavgalarına hapsolmayacağız. Hüznümüzü dayanışmaya, öfkemizi mücadeleye, birikimimizi örgütlü güce ve umudumuzu iktidar iradesine dönüştüreceğiz.
Çünkü umudu büyütmenin yolu, sorumluluk almaktan geçer. Sorumluluk almanın yolu da sözümüzle davranışımızı birleştirmekten geçer.
Ben Ercan Başal.
Yeni Parti'nin üyeye söz, yetki ve karar veren siyaset anlayışını Çankaya'da hayata geçirmek için Yeni Parti Çankaya İlçe Başkanlığına adayım.
Kapısı da yönetimi de açık bir ilçe örgütü için adayım. Tabanın sözünü hiçbir güç odağına teslim etmeyen bir örgüt için adayım. Sorunları halının altına süpürmeyen; dinleyen, çalışan, takip eden ve hesap veren bir yönetim için adayım. Çankaya'yı duyan ve koltuğun hakkını veren bir ilçe başkanı olmak için adayım.
Bu yeni başlangıcı, geçmişimizin birikimi ve geleceğimizin umuduyla hep birlikte büyüteceğimize inanıyorum.
Hepinizi saygıyla ve dayanışmayla selamlıyorum.
Ercan BaşalYeni Parti Çankaya İlçe Başkan Adayı
Destek olmak, görüş iletmek veya sadece tanışmak için yazın.